Facebook


Konu Kapalı 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
ATIŞ TEKNİKLERİ
10-09-2012, 08:46 PM
Mesaj: #1
ATIŞ TEKNİKLERİ
Tüfek tutuşu :


Bu deyimden maksat, tüfeği tutma ve omuza dayama şeklidir. Ateş etme duruşunun atıcıdan atıcıya oldukça değişmesine mukabil, usta ve tecrübeli atıcıların tüfeği omuza dayaması ve tutması çoğunlukla değişmez.
Tüfek kaldırılıp dipçik önce çeneye getirildikten sonra omuza yerleştirilir. Diğer bir ifade ile çene dipçiğe değil, dipçik çeneye getirilir. Dipçik daima omuzda aynı yere konmalıdır. Yivsiz av tüfekleri nişan hattı ile omuzdan omuza vücut hattı 45 derece teşkil edecek şekilde tutulur. Tüfeğin omuzlanması hatta daha doğru bir tabirle yanaklanması için tüfeğin omuz, el kundağını tutan el ve teteği çeken el ile sıkıca kıstırılarması ve yanağında kundağa kararlı bir şekilde bastırılmasından ibarettir. Burada gücümüzü kullanırken makul davranmamız gerekir.
Yeniler bu konuda tecrübeli atıcılardan çok şey öğrenebilirler ve dikkatlerini onların vuruşlarına değil, tüfeği tutuşlarına teksif etmelidirler. Bu amaçla onların arkalarında durarak, hem tüfeği tutuşlarına, hem nişan alma durumlarına ilave olarak, hedefi vuruşlarını da görebilir, takip edebilirler.

Doğru atış tutuşu nedir :

Atıcıların fiziki yapıları büyük ölçüde bir birinden farklı olduğundan, her duruma ve herkese uyacak kesin ve değişmez bir duruş şekli tatbik ve tavsiye etmek mümkün değildir. Ancak avcılığa yeni başlayanlar, başarılı olmak istiyorlarsa kendilerine has bir atış duruşu aramaktansa standart duruş şekillerini benimsemedirler. Atıcı bir boksör gibi vücudunun elastikiyetini ve kontrolunu sağlamalıdır. Bir halterci gibi kolu, bacakları ve beli güçlü olmalıdır. Vücut ve tüfek bir birinin bir parçası gibi, aynı yöne kolayca dönebilmelidir. Sağ elle ateş edenler sol ayaklarını ileri atarak vücut ağırlığını bu ayağa vermelidir. Bunun için atıcı sol ayağını öne adım atar gibi ileri koyup, ayaklarını abartmadan birbirinden ayırır. Vücut hafifçe öne doğru eğilir. Sol ayak atıcının hedefe atış yapacağı noktayı gösterir. Vücut herhangi bir adele kasılması yapılmadan mümkün olduğu kadar gevşek ve rahat tutulmalıdır. Ancak silahın geri tepmesine belli bir şekilde karşı konulması gerekir. Yeniler, çömelerek ateş eden, ayakta iki ayağı bitişik olarak atış yapan ve büyük başarılı sonuç alan, usta uçar avcıları görmüş tanımış olabilirler. Bu atıcının uzun eksersizler ve tecrübeler sonucu standart duruştan farklı, kendilerine has bir atış duruşuna sahip olmalarının özel nedenleri bulunabilir. Ancak bu herkes için uygun ve geçerli değildir.



Hedefe bakış :
Yivli ve özellikle yivsiz av tüfeklerinin kullanılmasında arzu edilen, hakim göz ile hakim elin aynı tarafta olmasıdır. Diğer bir deyişle sağ elle silah kullanan bir avcının sağ gözü hakim göz ise hareketli hedefe atışta iki gözün açık olması uygundur.
İki gözün açık olması avcının üç boyutlu görmesini dolayısıyla -derinliği de algılayarak- daha isabetli mesafe tahmini yapmasını sağlar. Bu da yivsiz av tüfeği kullanımında tercih edilen bir yöntemdir.
Ancak bir gözü kapatarak avlanmayı tercih edenlerde bu tercihleri doğrultusunda tüfek kullanabilirler. Uçara atışta her iki metodu kullanan ustalar olmakla beraber iki gözün açık olması şartını ön gören taraftarlar çoğunluktadır.
Şüphe yok ki hangi tekniğin uygun olduğuna ancak değişik şartlarda ve ortamlarda tecrübe kazanılarak karar verilebilir. Ayrıca bu konuda antreman yapmak suretiyle iki gözü açık olarak atış yapma kabiliyeti kazanılabilir.

Tetik çekme :

Burada tetik çekme ve nefes kontrolu konusuna, yivli tüfek atış eğitimi görmüş olanlar ve acemiler için yer verilmiştir. Pratik olarak uçara atışlarda, belli bir tetik çekme ve nefes tutma şekli yoktur. Şüphe yok ki yenilere durumlarını bozmadan tetiği ani ve sert olarak çekebileceklerini söylemek doğru olmaz. Ancak bunun hatadan uzak olduğu da düşünülemez. Hareketli hedeflere av tüfeğiyle atışta çok seri olma gereği nedeniyle, yavaş ve tetiğe tedrici olarak yapılan basma, daha doğru bir deyişle tetiğin ezilmesi yeterli değildir. Gerçekte arzu edilen tetiğin fonksiyonunu en kısa bir anda yerine getirmesidir. Bunu en iyi ifade eden terim “Slap”, yani tetiğin ani çekilmesidir.
Uçarı vurmada nefes kontrolü çok önemli olmamakla beraber nefesin normal olarak alınıp verilmesi en doğru yaklaşımdır.


Atış teknikleri :

Yukarıdaki genel bilgilerden sonra sıra, uçar veya koşar hareketli hedefe atışta kabul edilmiş üç temel teknik vardır.
1- Nokta veya insiyaki atış tekniği (ing- point, instictive veya snap shooting).
2- Korunan veya muhafaza edilen önleme tekniği (ing- sustained lead),
3- Süpürme tekniği (ing- swing through),
Ayrıntıya girmeden önleme kavramına bir göz atmak gerekir. Hareket eden hedef daima yer değiştirdiğinden hiçbir zaman sabit bir hedef gibi nişan alınan noktada durmaz. Dolayısıyla atış tekniğinin de bu şarta göre geliştirilmesi gerekir. Bu sorun bazı ilave faktörlerin de ele alınması ile daha da karmaşık bir hal alır.
Birinci faktör; tepki süresidir (reaction time). Bu süre, beynin karar vermesi ile parmağın tetiği çekmesi arasında geçen zamandır. Bir çok kişi için bu süre saniyenin beşte biri kadardır.
İkinci faktör; mekanik gecikmedir (lock time). Tanımı ise, tetiğin çekilmesi ile saçmanın veya merminin namluyu terk etmesi arasında geçen zamandır. Değişken olmakla beraber yaklaşık saniyenin yedide biri kabul edilir.
Üçüncü faktör olarak da saçma veya merminin namludan çıktıktan sonra avın olduğu mesafeye erişmesi için geçen zamandır. Burada hedefin hızı ve uçuş açısı göz önünde bulundurulur. Geçen süre yine değişkendir.
Beynin karar verdiği andan itibaren = Tepki süresi + Mekanik gecikme + Avın bize olan mesafesi + Avın uçuş açısı + Avın uçuş sürati’nden meydana gelen gecikmelerin telafisi için tetik çekildiği anda hedefin önünde olunması gerekmektedir. Buna avcılık literatüründe “önleme” denir.
1- Nokta veya insiyaki atış tekniği
Çok özel eğitim ve deneyimle geliştirilebilen bu teknikte avcı tetiği çektiği an avın olabileceği yeri hissederek uçuş yolundaki veya koşu yolundaki bir noktaya sabit bir atış yapmış olur. Önleme bu teknikte içgüdüsel olarak kullanılır.
2- Korunan veya muhafaza edilen önleme tekniği
Korunan önleme tekniğinde hedefin açı, mesafe ve hızı tahmin edilir ve bu tahmine dayanarak hedefin önünde boşluktaki bir noktaya ateş edilir. Silah daima hareket halindedir, tetiği çekerken tüfek asla durdurulmaz. Bu teknikte, tepki süresi, mekanik geçikme ve saçmanın hedefe varıncaya kadar geçecek zamanın tahmini son derece önemlidir.
3- Süpürme tekniği (Swing)
Ava ilk başlayan acemi avcılar için en kolay ve başarıya giden en kısa yol süpürme tekniğidir. Hali hazırda bu teknik avcılar ve atıcılar arasında son derece rağbet görmektedir. Bu teknikte hedefin uçuş veya kaçış hattının arkasında bir noktadan başlayarak hat üzerinden tüfek bir süpürme (swing) hareketiyle savrulurken hedefin tam üstünde (tetik çekilir) atış yapılır.
Burada önemle belirtmek gerekir ki bu takip sırasında avcının ava olan uzaklığı ve avın hızı diğer tekniklerde olduğu gibi önemli bir faktördür.

Tüfeğin avcıya uygunluğu :

Avcılıkta ustalık, tüfeğin atıcıya uyması ile mümkündür. Burada “Uyma” deyimi, bir elbisenin vücuduna oturması anlamındadır. Ancak nasıl ki ısmarlama bir elbise sahibine tam oturmaya bilirse, bir tüfeğinde avcıya yüzde yüz uyması beklenmemelidir.
Rahat bir tüfek tutuşunda bir el el kundağını tutar. Diğer el tetiği kolayca çekebilecek bir şekilde kabzayı kavrar. Tüfek omuzda belli bir yere oturtulur ve yanak baş eğilmeden kundağa yaslanmıştır.
Tüfek kundağının avcının kendisine uygunluğu aşağıdaki metodla belirlenebilir.
Bir ucu iyice ince ve sivri üçgen şeklinde bir kâğıdı tüfeği kırarak sivri uç tüfek kapandığında bandın bir cm. üstünde kalacak şekilde ve tam koyarak tüfeği kapatın. Bu kâğıt gez işini görecektir. Aynı şekilde bir kâğıdı da yine bandın üstünde kalacak şekilde namlunun ucuna yapıştırın. Bu da arpacık işini görecektir.
Şimdi tüfek elinizde “hazır” duruma geçin ve belli bir noktaya bakın ve tüfeği gözünüz kapalı omuzlayıp tetiği çekin (Unutmayınki tüfek boş olmalıdır. İğnelerinize zarar vermek istemiyorsanız boş kovan veya özel tetik düşürme kovanı “snap cap” kullanabilirsiniz.) ve gözlerinizi açın. Tüfeğin nereye işaret etmekte olduğunu yaptığınız gez ve arpacık üzerinden tespit edin. Bu işlemi birçok kere değişik cisimlere doğru tüfek omuzlayarak tekrar edin. Bu durumda kendinizi tüfeğe uydurmaya değil, tüfeğin kendinize uyup uymadığını tespite çalışmalısınız. Benzer denemeler av merası veya kırda tüfeği doldurup fiilen atış yapılarakta çeşitli şekillerde denenebilir. Zira bu deneylerden maksat kendinizi ani atışlara da hazırlayabilmenizdir. Belli yönlerdeki atışlarınızda ıskalamalarınız sebebi öncelikle tüfeğinizin kundağının size uymamasında kaynaklanıyor olabilir.

Avcıya iyi uymayan bir tüfek; yanlış tüfek tutuşu ve avcılığa yanlış yaklaşımlarla başlayan avcılarda insiyaki olarak meydana gelen tüfekten ürkme (flinch) yani tetik çekerken göz kapama irkilme gibi el olmayan kötü reflekslere neden olabilir. Bu tedavisi çok zor ve zaman alan kötü itiyatın oluşmaması avcının başarısında çok önemli bir etkendir.

ATIŞ TEKNİKLERİ :

Avlanma sırasında doğaldır ki sonuca gidebilme açısından en önemli nokta, tüfeğin kullanılması, yani ateş etmek için uygun bir şekilde omuzlanmasıdır. Bu duruma kısaca 'davranma' adını verebiliriz. Davranma terimi pratikte içeriğinde birden çok unsuru barındırsa da, temel bir kavram olarak ele alınmaktadır.
Davranma, uçar ve kaçar avlarında av ortaya çıkar çıkmaz yapılan tüm hareketlerin toplamıdır. Bu sırada meydana gelen tüm hareketler çok çabuk gelişmekle beraber, avın vurulabilmesi için eksiksiz yapılması gerekli unsurlardır. El, ayak, gövde hareketlerinin yapılış şeklindeki armoni, tüfeğin tutulması üzerine çok önemli etkiler yaptığı gibi, birinci atıştan sonra ikincisinin de kusursuz yapılmasını sağlar.
El kundağını kavramış olan sol elle avı gösterirken (sağ elini kullananlar), yani bu eli uçmakta veya kaçmakta olan ava yöneltirken, otomatik olarak tüfeği de av istikametine yöneltmiş oluruz. bunu denemek için el kundağını tutan elinizi hedeflediğiniz bir cisme uzatınız, elinizle o cismi gösteriniz. Bu halde tüfeğinizin namlu yönünü de tayin etmiş olacaksınız. Namlunun söz konusu cismi gösterdiğini görürsünüz. Bu şekilde yapılacak hareket, size çok zaman kazandıracaktır.
Yivsiz av tüfekleri ile atış yaparken (tek kurşun hariç) saçmaların tüfek namlu ağızını terk ettikten sonra sürekli genişleyen bir çapla dağıldığını düşünecek olursak, gez ve arpacık prensibine takılıp kalmanın anlamsızlığını daha iyi anlarız. Saçma atan yivsiz av tüfekleri ile yapılan avcılıkta prensip, tüfeğin namlusunu terk eden saçmaların avın üzerine mümkün olduğunca yoğunlukla yöneltilmesidir. bu bakımdan sol elin görevi avı göstermektir. Yoksa tüfeği kaldırmaya yarayan bir destek olması değildir. Sol eli kuvvetli bir hareketle avın üzerine çevirmeli ve onun uçuş-kaçış hattı ve yönünde gezdirmelidir. Sol el nişan alma görevini görürken, sağ el de ona yardımcı olmalı ve tüfek ağzının devamlı şekilde av üzerine çevrilmesine katılmalıdır. Bu durumda tüfeğin avcının anatomisine uygunluğu ve giyisilerin kol, baş ve vücut hareketlerini önleyici durumda olmaması da çok önemlidir. elbise avda giyilmesi gerekenden ne çok kalın, ne de çok ince olmalıdır. tüfeğin dipçiğinin uzun veya kısa oluşu da atışı güçleştiren önemli bir unsurdur. Tüfek ava kaldırılırken dipçik giyisi üzerinden kayarcasına omuza doğru bir şekilde oturmalıdır. Bu da demektir ki omuzla dipçik arasındaki mesafe mümkün olduğunca yakın olmalıdır. Tüfek kaldırıldığı zaman sol elin kılavuzluğu ile namlu avı gösterirken, dipçik hafifçe omuza doğru yerine yerleşmelidir. Bu sırada gözler namlu üzerinden ava kilitlenmiş durumdadır. Bu anda atış yapılırken omuz tüfek dipçiğine bastırılır, sağ el kabzayı sımsıkı kavrar ve sağ elin işaret parmağı tetiğe basar. tüfek omuzlanmışken tetiğe basma durumunda usta atıcılarda görülen duruma bir bakalım;
Usta avcı-atıcı tüfeği omuzlarken bile soğukkanlılığını bozmaz ve kaslarını sıkmaz. Fakat tam tetiğe basarken nefesini ani olarak tutar. çene kasları refleks olarak sıkılır. Böylece bu ani kas kasılması ile gövde yükünü öne atmış ve tüfeğin geri tepme hareketine karşı 'gerili bir yay' halini almıştır. Tüfeğin geri tepmesi bu halde kesinlikle hissedilmediği gibi, ikinci atış için de durum bozulmamış ve ikinci atış şansı da yakalanmış olur. Bu arada ayaklar omuz açıklığı kadar açıktır. Avın sol veya sağ istikametlerinden ön veya arkaya alış vaziyetine göre, ayaklardan biri hafif öne doğru atılmış ve diğer ayağın topuğu yerden hafif kalkmıştır. Böylece vücut tetik düşürülmesi hareketine geri tepmeyi hafifletecek şekilde katılmış olur. Atıştan sonra avcının durumunda hiç bir değişiklik olmaz. Kaçan av ve/veya ikinci av üzerine aynı pozisyonda ikinci bir atış mümkündür.

Bu noktayı bir örnekle açmaya çalışalım; Önümüzden kalkıp sola kıvrılan bir kekliğe ateş ederken, sol ayağımızı hafifçe ileri atıp sağ ayağın topuğunu hafifçe kaldırarak vücut ağırlığımızı hafif öne veririz. Sol elimizle uzaklaşan avı gösterirken omuzlanmış olan tüfeğin dipçiğine omuzumuzu bütün yükü ile verip, sağ elle kabzayı sımsıkı kavrayıp, sol elin gösterdiği avı tesbit ederek tetiğe basarız. Bu anda nefesimiz tutulmuş ve refleksle gevşek duran omuz ve ense kaslarımız ani olarak gerilmiştir. Geri tepme hareketini hissetmeyeceğimiz gibi, namlunun hala hedef üzerinde olduğunu görebiliriz. Bu halde ikinci bir atışla şansınızı bir kere daha deneyebilirsiniz. Ancak bu durumda ikinci bir atışa çoğunlukla gerek kalmaz, belki de alaydan çift kalkan kekliklere duble yapma imkanı doğar.
ava atış yaparken, namluyu görüyorsanız, ona bakıyorsanız veya tüfeğin sesini duyarsanız, avı da ıskaladınız demektir. çünkü aklınız avda değildir. Bunu ortadan kaldırmak için, Robert Churchill'in* av ve atıcılık ile ilgili 'Game Shooting' kitabından kısa bir alıntı yapmak istiyorum.
'Bu durumu ortadan kaldırmak için öğrencilerimizde bazı yöntemler deneriz. Bunlardan biri ve en etkili olanı, atış yaparken kendilerinden plağın ilerisine veya gerisine atarak ıskalamasını istememizdir. Öğrenci ıskalamayı düşündüğü için tüfeğin farkında değildir, aklı atacağı yerdedir. Aynı şekilde de yalnız vurulacak hedefi düşünecek olursanız, tüfeğe ne kadar önleme vermeniz gerektiğini düşünmezseniz ve sadece hedefe bakarsanız, onu vurursunuz.'

Bir avcı, ömür boyunca tüfeğinde bazı değişiklikler yapmak zorunda kalabilir. Bilindiği gibi uzun boylu, normal kiloda insanlar tüfek omuzlamakta ve doğrultmakta avantajlıdırlar. Yaşlanan avcılar yaşları gereği göğüs ve boyun kısımlarında değişiklikler uğrarlar, kilo alabilirler. Bu tip hallerde artık tüfeğin eskisi gibi yatmadığı tesbit edilirse kundağın inceltilmesi ve/veya kısaltılması gerekir.

Kısa namlulu tüfekler, uzun namlulu tüfeklere kıyasla ava daha rahat yönelirler. 65 cm. namlulu bir tüfek kanımca en ideal tüfektir. Namlu uzadıkça tüfeğin ava yöneltilmesinde zorluklar baş gösterir, yani atış pozisyonuna girinceye kadar fazla zaman ve yol harcanır. Namlu kısaldıkça ava çevrilmesi kolaylaşır. Böylece ava, vakit kaybı olmaksızın tetik düşürülebilir. daha evvel de belirttiğim gibi namlu uzunluğu etkili menzilde bir fark oluşturmaz.
Yivsiz av tüfekleri ile avcılıkta atış mesafesi 35-40 m. yi geçmez. 65 cm namlulu tüfekler bu mesafeler içinde yeterince etkilidirler.
aşağıdaki cetvelde atış hatalarının kaynaklandığı temel noktalar gösterilmiştir:

SAĞ VURUŞ Kundakta fazla dış büküm
Baş fazla ileride, gözler kundağın çok önünde
Kısa kundak
Yanlış duruş
SOL VURUŞ Kundakta az dışa büküm
Uzun kundak
Sol elin gövdeye doğru çekilmesi
Dipçiğin omuza oturmak yerine kolda durması
ALT VURUŞ Fazla kırık kundak
Tetiğin çok sert çekilmesi
Tepmeden ürkme
Sol elin yeterince ileri uzanmaması ve/veya dengesiz, ön tarafı ağır tüfek
ÜST VURUŞ Fazla düz kundak
Sağ elin gevşek tutması
Fazla uzun kundak
Dipçik kıvrımının uygun olmayışı

Yapılacak deneyler sonunda hatanın kesin olarak tüfeğin kundağından kaynaklandığına emin olunursa, o zaman iyi bir tüfekçi ustasına giderek kundakta gerekli tadilatı yaptırmanız gerekmektedir. Ne var ki çok hassas bir iş olan kundak düzeltme işi ve ölçüye göre kundak yapımı pek çok usta tarafından hakkıyla bilinmemekte ve yapılan değişikliklere rağmen kundak gene de tam ölçünüze uydurulamamaktadır.

*Robert Churchill, dünyaca ünlü İngiliz av tüfekleri 'Churchill' in yapımcısı ve İngiliz polis laboratuarları balistik danışmanıdır. Kendi adını verdiği çiftelerinde uyguladığı kısa namlunun spor sahalarına yerleştiricisi olmuştur. Churchill ayrıca hareketli hedefe atışta, hesaba dayanan önleme vermenin yerine; göze, görüş keskinliğine ve vücudun hareketlerine dayanan atış sisteminin de yaratıcısı ve öğreticisiydi. 1958 yılında öldüğünde geride bıraktığı metot, yalnız ava yeni başlayan, eline daha evvel hiç tüfek almamışlar için değil, aynı zamanda senelerden beri ava çıkıp hala çok isabetli atışlar yapamayanlara da bir şeyler vermektedir,

Hangi Tüfek, Fişek, Şok

Hangi tüfeği alayım ? Hangi Fişeği Kullanayım ? Hangi şok ?
Bu soruların ana temel kaynağında, karavana atmadan, ava gittiğimde avımı tüfeğimden veya fişeğimden dolayımı vuramıyorum veya atışlarımın çoğu karavana, nerede hata yapıyorum da vuramıyorum ? sorusuna cevap aramak için sorular bu şekilde soruluyor kanaatindeyim. Çünkü aynı yaşı bizde yaşadık, süreç içerisinde bu soruları bizde kendi kendimize çok sorduk.

Doğru atış yani hedefi vurmak için, ne tüfek, ne fişek, ne şok hiç biri tek başına etken değildir. Doğru bir atış yapabilmek için olmazsa olmazları alt alta sıralayacak olursak,

1) Doğru tüfek seçimi,

2) Doğru tüfek omuzlama,

3) Doğru duruş,

4) Ava, arazi şartlarına, iklim koşullarına göre doğru fişek seçimi,

5) Avı yapılan yabana göre doğru şok kullanımı,

6) Mesafe tayini,

Bu ana 6 başlık doğru atış yapabilmek için her biri birbirini bütünleyen faktörlerdir. Herhangi birinin yanlış yapılmış olması halinde, hedef vurulmuş olsa dahi bu ya tesadüf ya da meleke ‘den ibarettir.

1) Doğru Tüfek Seçimi ;
Burada kasıt, tüfeğin markası veya çifte, süper poze veya yarım otomatik vb.. şekilleri değil, bizim vücut yapımız itibariyle, tüfeğin kundağının yapısıdır.

Örnekleme yaparsak; solak atış yapan bir kişi, sağa yatık bir tüfekle doğru atış yapamayacağı gibi, kolu kısa olan bir kişi uzun yapılmış bir kundakla, uzun kolu olan bir kişide kısa yapılmış bir kundakla doğru atış yapması mümkün değildir. Ayrıca tüfek kundak yapısının dik veya yatıklığı da aynı hatayı yapmamıza nedendir.

Bu da gösteriyor ki, tüfek markası ve modeli itibariyle bir silah sevgisi sembolüdür. Avın veya hedefin vurulması marka ve modelle alakalı değildir.

2) Doğru Tüfek Omuzlama ;

Yerinde sabit duran bir hedefe atış yapacağımız zaman, yavaşça tüfeği omuzlarız, üzerine kapanırız, nişan alırız ve tetik keseriz. Peki ya; hiç beklemediğimiz bir anda ters istikamete fırlayan ve bir tepe veya ağacı aşmak üzere olan kekliğe nasıl tetik keseriz.

Ya donar kalır hiç atış yapamayız, ya da doğrultur refleksle ateş ederiz. Burada doğru atış yapabilmek ve hedefi vurabilmek için ;

Daha önceden defalarca boş olarak tüfeği rasgele birtakım sözde hedeflere omuzlamamız gerekmektedir. Bu defalarca yapılacak omuzla neticesinde, kollarımız, omzumuz bu refleks hareketine alışacak, beynimiz tarafından kollarımıza gönderilen emir pekiştirilecektir. Çünkü saliselerle ölçülebilecek bu ani omuzlama, avın kalkarken çıkardığı sesle birlikte, kulağımız bu sesi algılayacak, beynimize gidecek, beynimiz emir verecek tüfeği omuzlayacağız, gözümüz hedefi görecek, beynimiz algılayacak parmaklara giden komutla tetik kesilecek. Bakın ne kadar uzun bir işlem. Onun için tüfeğimizi omuzlama antremanı yapmak, doğru ve çabuk atış yapabilmek için ne kadar önemli,

3) Doğru Duruş ;

Atış’ta sağ elini kullanan bir kişi için, sol ayak biraz ileride, sağ ayak biraz geride ve hafif kırık bir atış duruşu ava veya hedefe doğru atış yapabilmeyi kolaylaştıracaktır. Bir bu şekildeki duruşla, birde iki ayağımız yan yana gelecek şekildeki duruşla atış deneyiniz, farkını göreceksiniz,

4) Hangi fişeği Kullanalım ;

Yurdumuza ithalatı yapılan Avrupa fişekler, uluslar arası standart testlerinden geçirilmelerine rağmen, bir de gümrükten çekilmeden önce TSE tarafından testten geçirilmekte ancak ondan sonra piyasaya sürülmesine izin verilmektedir. (2005 Yılı içerisinde gümrüğe kadar getirtilip, TSE ‘den olumlu rapor alınamadığından dolayı 1000 ‘lerce av fişeği ithal edildiği ülkeye geri gönderilmiştir.)

Burada kullandığımız fişeğin kendisinde bir sorun olmadığı, ancak biz avlamayı planladığımız av türüne, avlanacağımız bölgenin iklim koşullarına ve avlanılacak meranın bitki örtüsüne göre fişeğimizi doğru seçersek sorunu ortadan kaldırmış oluruz. Körü körüne; arkadaşım Mehmet 32 gr ……. Marka ….. saçma numarası ile vuruyor diye bizimde aynı özelliklerdeki av fişeğini her av türünde, her iklimde kullanacağımız anlamına gelmeyeceği muhakkaktır.

Artık Hepimiz de biliyoruz ki av küçüldükçe saçma numarasını büyütmek, av büyüdükçe de saçma numarasını küçültmek gerekmektedir.

Fişeklerde vurmamızı %100 etkileyebilecek bir olumsuzluk veya standart dışılığı yoktur.

5) Doğru Şok Kullanımı ;

1985 ‘lerden sonra özellikle de 1999-2000 yıllarında çok çeşitli marka, model ve dizaynlarda yabancı tüfeklerle tanıştık. İçten takmalı şoklu olanlar, dıştan takmalı şoklu olanlar, uzatmalılar vs…

Biz avcılar değişken şokla tanıştıktan sonra, tabii bu arada yerli üretim hemen kopyalamaya başladı, başladık tüfekle beraber bize 3 tane 5 tane şok verdiler, hangisini hangi avda kullanalım diye sorulara,

Şok; özünde saçmaların belli bir düzen içerisinde doğrultulan hedefe gitmesini sağlayan faktördür. Ben silindir şoka göre ful şokla atılan bir fişeğin daha uzağa gidebileceği fikrine katılmamaktayım. Şok sadece daraldıkça hedefe daha fazla saçma varmasını sağlayan bir faktördür diyorum.

Şok kullanımında, avlanacak avın iriliği, muhtemel atış yapılacak mesafe de isabet etmesini arzu ettiğimiz saçma adedine göre tercih edilmektedir.

Örnek ;

30 mt. Mesafede bir bıldırcına silindir şokla 5 adet saçma isabet edebiliyor ise, aynı mesafede ful şokla da aynı fişekle 8 adet saçma isabet ediyor ise, bıldırcın için iyi bir netice daha fazla zedelemeden avlıyoruz. Ama; silindir şokla Ördeğe attığımızı varsayalım, 5 saçma isabeti yetersiz gelebilir, yerine full şokla 8 saçma isabet yüzdesi avın yaralı olarak kalmayıp ele geçirebilmemiz için daha verimli olacağından, full şoku tercih etmemiz daha akıllıca olacaktır.

Bu demek değildir ki silindir şokla Ördek avlanamaz. Avlanır ama neticeyi daha da garanti hale getirmek için Full şok kullanımında fayda vardır.

6) Mesafe Tayini ;

Arkadaşlar işte bana göre doğru olarak yaptığımızı zannettiğimiz bir atış sonrası, ben neden vuramadım sorusunun cevabı olabilecek nesne MESAFE TAYİNİ,

Arkadaşlar; avda birçok atışlar yapıyoruz, her şeyi doğru yapıyoruz ama av kaçıyor. Tüfeğe kabahat buluyoruz, fişeğe kabahat buluyoruz, yeri geliyor neden vuramadım diye kahroluyoruz. Peki kaç metreye attığımızı biliyor muyuz ? Acaba tüfeğimiz kaç metreye kadar etkili ? Avcı arkadaşlarımızın av anılarında, soru vevap bölümlerinde “ benim ……… marka tüfeğim var. ….. gram magnum fişekle 150 mt.’den Ördeğe attım ve cansız düştü. “ diye yazıyor peki bu mümkün mü ?

Sevgili arkadaşlarım bazı Avrupa ithal fişeklerin kutusunda belirtilmiştir. Kullandığımız av tüfeğinin menzili ve aldığınız fişeğin balistik özellikleri hakkında bilgi veriyor…..

Balistik olarak verilen değerlerde maksimum 60 Yad.(Amerikan uzunluk Ölçü birimi) kullanılmıştır. Bir Yard.= 0,9144 metre olduğuna göre 60 Yard = 54,86 cm. eder. Saçmanın ulaşma menzili ile ETKİLİ MENZİLİNİ birbiri ile karıştırmamamız lazım.

Her şeyi doğru yaptık, 150 mt.’den geçen bir ava atış yaptık, bu avın vurulması veya düşmesi tamamen tesadüflerden ibarettir. Yaralı olarak yoluna devam etmesi ve daha sonradan ölmesi muhtemel bu gibi atışlar GERÇEK AVCILARA yakışmaz. Ele geçiremeyeceğimiz mesafelerde bulunan veya bu mesafeden geçmekte olan ava lütfen atış yapmayalım.

Mesafe tayini konusunda kendimizi eğitelim. Arkadaşlarımızı, dostlarımızı ikaz edelim, hepimiz zamanında düştüğümüz benim tüfeğim o mesafeleri vurur inatlaşmasını bırakıp, TÜFEĞİMİZİN ETKİLİ MESAFESİNİ bilelim.

ATIŞ TEKNİKLERİ ; Sevgili Avcı dostlarım, atış teknikleri konusunda çok şeyler yazıldı, çok şeyler çizildi. Aslında bu konu atış üstadları tarafından en ince detaylarına kadar, açık ve yalın bir dille kaleme alınması gerekir. Ama yazının sanki birazda devamı gibi olduğundan, dilim döndüğünce değinmek istedim. Üstadların affına sığınarak,

Atış teknikleri lafını ben 15 yıl kadar önce remington firmasının türkçeye tercüme edilmiş bir yazısından okudum.

1) Duran Hedeflere Atışler ;

Bu koyuyu açmaya bile gerek görmediğim için yazmıyorum.

2) Önlemeli Atışlar ;

a) Önümüzden, yandan travest bir biçimde geçen hedefin, hızını dikkate alarak, saçmanın hedefte buluşacağını hesapladığımız yere ateş ederek, hedef ile saçmanın buluşmasını sağlamak.Bu teknik, Vietnam Savaşında Vietnamlıların düşman uçakların belli miktar önüne seri ve devamlı bir şekilde ateş etmek sureti ile hedefi vurmak için uyguladıkları bir teknik.Diğer bir adı (Baraj Atışı)

b) Yine önümüzden, yandan travest bir biçimde geçen hedefi namlunun ucunda yakaladıktan sonra onunla beraber aynı hızda giderken, tüfeği durdurmadan tetik kesmek,

Bu ikinci yöntem, bir çok atış üstadı tarafından en uygun yöntem olarak kabul edilmektedir.

Bunları yazmak veya bunları söylemek kolay da nasıl yapacağız, bu nasıl yapacağız sorusunun cevabı ; sağa sola rasgele ateş ederek değil, tüfeğimiz boş iken Tüfeği Doğru Omuzlamak bölümünde değindiğimiz gibi tüfeği omuzladıktan sonra hayali hedef takibi yapmamızdan geçiyor.

Bu antremanları boş kaldıkça sık sık tekrarlamalıyız, eğer bulunduğumuz bölgede atış poligonları var ise bu poligonlarda atış yaparak, meleke kabiliyetimizi yükseltmeliyiz. Benim bildiğim bana göre doğrudur demeyip, bize verilen seslere kulak verelim.

Atış hatamızı su avında, su üzerinden yan travest bir biçimde geçen (ördek veya meke) ‘nin yarım metre kadar önüne tetik keselim bakalım saçmalar su üzerinde nereye vuruyor. Acaba bu kadar önleme ile avı vurabiliyor muyuz? Yoksa saçmalarımız kuş geçtikten sonra geri mi kalıyor ? Zaman içerisinde avlandıkça, atışlar yapıldıkça, tüm bu olgular yerli yerine oturduktan sonra meleke ile hedefi vurmaya başlayacağız. Artık nişan almamız, travest geçen hedefin ne kadar önüne atmanız gerektiği, hangi gözümüzü kapattığımız gibi kavramlar ortadan kalkacak, sağ eli ile atış yapanlar için sol elimiz yani namlu doğru yeri gösterecek, tetik parmağımız doğru zamanda tetik kesecek.

İnanın dostlarım, yapılacak bu antremanlar neticesinde büyük keyif alacaksınız, başarının zevkini yaşayacaksınız, elde edilmesi mümkün olmayan mesafelerdeki avlara tüfek doğrultmayacaksınız.

Yabana saygı duyacaksınız. Avcı olarak maksadımız, vurmak veya yaralamak değil, ele geçirmek olmalıdır.



Atış Teknikleri :


Hareketli hedefe,atışta hedefe nişan almak imkansızdır,hareket eden hedef daima yer değiştirdiğinden hiç bir zaman sabit bir hedef gibi nişan alınan noktada durmaz,dolayısıyla atış tekniğinin de bu şarta göre geliştirilmesi gerekir.

Birinci sorun insanın tepkisi (Reaction time) süresidir,bu süre beynin karar vermesi ile parmağın tetiği çekmesi arasında geçen zamandır,birçok kişi için bu saniyenin beşte biri kadardır.

İkincisi ise mekanik ( Lock time) gecikme diye adlandırılır,tetiğin çekilmesi ile saçmanın veya merminin namluyu terk etmesi arasında geçen zamandır,değişken olmakla beraber yaklaşık saniyenin yedide bir kabul edilir.

Sonuncu olarak da saçma veya merminin avın olduğu mesafeye erişmesi için geçen zamanı dikkate almak gerekir,burada hedefin hızı ve uçuş açısı da gözönünde bulundurulur ve geçen süre yine değişkendir.
Tüm Mesajlarını Bul
« Önceki | Sonraki »
Konu Kapalı 


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 3 Misafir

İletişim | KuluckaClub | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafif Sürüm |

TEMA MADE BY AYTAÇ KEÇECİ KULUCKA CLUB ADMINISTRATOR


Kuluckaclub.com, alt portallarında ve diğer servis sayfalarında yer alan tüm bilgiler, resimler, dokümanlar, haritalar, video görüntüleri ve diğer kaynaklar bilgilendirme ve eğlence amaçlıdır. Sitemizde yer alan bu bilgiler, doğru, güncel ve tam olarak düşünülmemelidir. Hukuki yada tıbbi açıdan yada diğer uzmanlık gerektiren hizmetlerden biri tarafından verilen, danışmanlık yada tavsiye niteliğindeki bilgiler ile bir tutulmamalıdır.


MyBB © 2002-2014 MyBB